Târih, Peygamber Efendimiz'in
cedd-i âlîsi, Kabe-i Muazzama’nın bânisi, Hz. İbrâhim’in devriydi.
Nemrud’un ateşinden kurtulmuş olan Hz. İbrâhim, insanlığı, Allah’a kul
olmaya dâvet ediyordu. Bu uğurda canını ve malını hiçe sayma
fedâkârlığını gösteren Hz. İbrâhim, Allah tarafından yeni bir imtihana
çekilecekti.
Aradan seneler geçmesine rağmen, evlâdı olmamıştı. Evlat arzusu içinde olduğu bir sırada, melekler Hz. Allaha;
‘Yarabbi Halilin İbrahimin kendisi var malı var hanımı var bu kadar
meşkuliyyetin içinde sana nasıl halil oldu?' diye sorar.Cenabu Hak´da:
" Ben kulumun suretine ve malına bakmam kalbine ve ameline
bakarım. Benim halilimin kalbinde benden başkasının sevgisi yoktur
buyurdu .İsterseniz gidiniz imtihan ediniz."
Cebrail (A.s.) insan suretinde geldi, ozaman İbrahim (A.s.)min 12 bin
çoban ve av köpeği vardı hepsinin boynundaki tasmalar altın ve
gümüşdendi. Artık ne kadar sürüsünün oldugunu siz düsününüz. İbrahim
(A.s.) Şöyle yüksek bir yere çıkmış koyunlarını gözetliyordu.Cebrail
(A.s.) selam verdi İbrahim (A.s.) selamı aldıkdan sonra Cebrail (A.s.)
-"Bunlar kimin?" diye sordu. İbrahim (A.s).
-"Hazreti Allah'ındır amma benim elimde emanettir" dedi.Cebrail (A.s) :
-"Bunlardan bir tane bana verirmisin?" dedi.
İbrahim (A.s.):
-"Hz Allah' ı bir defa zikir et üçde birini al buyurdu." Melek:
-(Subbuhun guddusun Rabbuna ve Rabbul melaiketi verruhu)diye zikir etti. Üçde birini aldı,
İbrahim (A.s):
-"Bir daha zikir et üçde birinide al" dedi Melek tekrar zikir etti geri kalan üçde birinide aldı .
İbrahim (A.s.) :
-"Bir daha zikir et hepsini al" buyurdu. Melek bir daha zikir etti hepsini aldı.
İbrahım (A.s.)
-"Bir daha zikir et bende senin kölen olayım" buyurdu.
Cenabu hak:
- ‘Ey Cebrail Halilimi nasıl buldun’ dedi.
Cebrail (A.s):
‘Yarabbi ne güzel kul ne güzel halil imiş’ dedi.
İbrahim (A.s.) çobanlari çagırdı 'sürüyü bu müsafirin arkasından
sürünüz artık bu mal benim değil sizler dahil hepiniz bunun malısınız'
buyurunca Cebrail (A.s.) kendisinin melek oldugunu açiğa çikardı ‘Ben
meleğim bana lazım değil imtihan için geldim’ dedi.
İbrahim (A.s.) ‘Ben Hz. Allahin haliliyim verdiğim malı geri almam' deyince Cenabu hak vahi ederek:
- ‘Ya İbrahim onlari al, Allah yolunda infak yap ve vakif eyle dedi ve İbrahim (A.s).da hepsini vakif etti.
Hz. İbrâhim’in yanına gelerek sorarlar: “Yâ İbrâhîm! Hz. Allah
sana bu kadar nimetler ihsan etmişken, sen bu nimetleri Hz. yolunda hiç
düşünmeden harcıyorsun. Kalbine hiç bir şey gelmiyormu?' diye sormalari
üzerine verdigi Cevap düşündürücüdür:
-“Değil malımı fedâ etmek, bana sâlih bir evlat verse, onu bile yolunda fedâ edebilirim.” İşte bu söz kayda geçmiş idi.
---İBRAHİM (A.S) MIN ÇOCUK İLE MÜJDELENMESİ---
Evladı olmayan İbrahim (A.s.) O günlerde ‘Ey Rabbim bana salihlerden
olacak bir evlad ihsan eyle’ diye dua ediyordu. İşte o sırada aşağıdaki
ayeti celilede ifade edildiği gibi melekler gelerek evlad müjdesini
verdi.Cenabu hak bu hususu söyle haber veriyor.
Meali: Onlara İbrahim (A.s.) müsafirlerinden bahis et. O vakitki yanına
girdilerde selam dediler,selam verdilerde Ibrahim (A.s.) biz sizden
cidden korkuyoruz dedide onlar ‘korkma’ dediler. Biz sana alim bir oğul
müjdeliyoruz dediler. İbrahim (A.s.) ‘benimi bir evlad ile
müjdeliyorsunuz ?’ bana ihtiyarlık gelip çatmışken, artik beni ne
suretle müjdeliyorsunuz dedi. Melekler seni hak ile müjdeledik artik
Hz. Allahin rahmetinden ümidini kesme rahmeti ilahiden ancak sapıtanlar
ümidini keser dediler.(Süre-i Hicir Ayet 51-56)
Aradan uzun yıllar geçmiş, Cenâb-ı Hak Hz. İbrâhim’e sâlih bir evlat ihsan etmişti.
Adı İsmâil’di.
Fakat aradan uzun seneler geçtiğinden Hz. İbrahim daha önce kendisine
gelen meleklere konuştuğu sözü (Hz icin oğlumu bile kurban ederim
)sözünü zaman içinde unutmuştu.
Hz. İsmâil en sevimli olduğu bir çağa gelmişti.Hac erkanını tamamlayıp
ayrıldıkdan sonra terviye günü yani arafe gününden bir gün evvel bir
rü´ya gördü. Hz. İbrâhim, yattığı yataktan,
-“Nezrini yerine getir, Yâ İbrâhim!” nidâsıyla, kalktı. Bu rüyâ acaba Allah ’tan mıydı? Nezri neydi, onu uzun uzun düşündü.
Iste bu tereddüdden dolayi bu güne "terviye" günü denildi.
Ertesi gece, aynı rüyâyı, yeniden gördü. Artık Hz. İbrâhim anladı ve bildi ki, bu rüyâ
Hz.Allah ’tandır. Bildiği için bu güne “Arefe” ismi verildi.
Fakat nezri neydi, onu hatırlayamadı. Bayram akşamı da aynı rüyâyı
görünce, nezrini hatırladı. Oğlunu kurban ettiğinin tatbikatını gördü
ve bu günede "kurban" günü dendi.
(Şir’atül İslam S 219)
Artık Hz. ’ın emrini yerine getirmesi lâzımdı. Bayram sabahı
olunca, Hacer vâlidemizi çağırdı. Oğlu Hz. İsmâil’i hazırlamasını
söyledi. Hacer vâlidemiz, Hz. İsmâil’i giydirip, süsledi. Baba oğul,
beraberce Minâ istikâmetine doğru yola koyuldular. Fakat nereye
gidildiğini, ne evlat ne de annesi biliyordu.
Şeytan bu duruma hayrette kalıp böyle imtihanda hiç görmedim.İbrahim
(A.s) bu işide yaparsa ve ben böyle meselede onları caydıramazsam bir
daha ebediyyen onlara te´sir edemem ve üzüntümden helak olurum demişti.
(Şir’atül İslam S 222.)
Hz. İbrâhim’in önüne çıkarak: Yâ İbrâhîm! Böyle bir evlâdı nasıl
kesersin? Hiç baba evlâdını kesebilir mi? Hz. İbrâhim, şeytanın sözüne
kulak bile vermedi, hiç tereddüt etmeyerek, yerden aldığı taşla şeytânı
defetti.
Şeytan durmuyordu. Bu sefer Hâcer vâlidemizin yanına gelerek, onu
kandırmaya çalıştı. Fakat Hâcer vâlidemiz verdiği cevabla, teslimiyetin
zirvesine varıyordu: “Eğer ’tan böyle bir emir gelmişse, ben de bir
anne olarak, bu emre teslim olup, boynumu büküyorum.”Cünkü o bir
peygamberdir peygamber yanlış yapmaz dedi.yerden aldığı taşla şeytânı
defetti.
Şeytan vazgeçmiyordu. Bu defa Hz. İsmâil’in yanına gelip: “Baban seni
nereye götürüyor, biliyor musun? Kesmeye götürüyor, kesmeye.” diyerek
onu korkutmağa çalıştı.
Hz. İsmâil de, annesinden geri kalmayarak: "O benim babamdır. O bir
Peygamberdir. Eğer bu emri ’tan almışsa, emri muhakkak yerine getirmesi
lâzımdır." cevâbını verdi ve şeytanı taşladı.
Ibrahim a.s. kendine ve evladina vesvese veren Şeytani Mina mevkiinde
taşladiığından dolayı aynı mahalde şeytan taşlamak bir sünnet olarak
devam etmiş ve ahir zaman peygamberinin şeriatindada yer almıştır.
-----Hz İbrahim(a.s)'ın büyük imtihanı (Kurban hadisesi) ----
Sonunda baba oğul işâret olunan yere kadar geldiler. Fakat Hz. İbrâhîm,
oğluna nasıl söyleyecekti. Bütün mesele buradaydı. Sonunda:
-“Ey benim yavrucuğum. Ben, seni, rüyâmda, kesiyor görüyorum. Sen benim
bu rüyâma bir bak, ne söylersin.” Hz. İsmâil kıyâmete, kadar gelecek
insanlığa ibret olacak şu sözleri söyledi:
- “Ey babacığım. Sana ’dan ne emr olunmuşsa, onu derhal yerine getir. İnşâAllah beni sabredenlerden bulacaksın.”
Artık baba oğul ’ın hükmünü yerine getirmeye hazırlanmıştı. Bu esnâda Hz. İsmâil:
- “Babacığım, birkaç ricâm var. Yerine getirmeni istiyorum. Babacıgım
ellerimi bagla belki sana eziyet ederim. Yüzümü yere çevir belki yüzüme
bakarsında merhamet edersin.
Gömleğimi anneme götür beni hatırlasın. Anneme selâm söyle. Allahin
emrine sabir etsin. Beni nasıl kesdiğini ve ellerimi bagladığını
söyleme. Ellerinden öptüğümü ilet. Küçük çocukların arasına girmesin.
Olur ki, onlara bakıp, beni hatırlar da, Allah’a isyan edebilir.
Hz. İbrâhim oğlunun isteklerini yerine getirdi. Biraz sonra Hz. İsmâil tekrar:
- “Ey babacığım, ellerimi ve ayaklarımı çöz. Beni görüyor, melekleri
görüyor. Ne isyankâr çocukmuş, babası, bağlamak zorunda kaldı,
demesinler.” dedi.
Artık baba oğul, ’ın hükmüne tam teslim olunca, Hz. İbrâhim, Hz.
İsmâil’i, şakağı üzerine yatırdı. Bogazına bıçagı koydu, çok şiddetli
bir şekilde bıçagi bogazına sürdü. Bu esnâda yerde gökte ne kadar melek
varsa secdeye kapanmış:
- “Allah’ım! Koru İsmâil’ini, Affet İsmâil’ini” diye yalvarıyordu. Hz.Hz Allah da meleklerine
-(Unzuru ila abdi keyfe yemürrüssikkin alal halki veledihi liecli rizai
ve entüm gultüm Etec´alü fiha men yüfsidü fiha ve yesfiküddimae)
Yani ‘Ey meleklerim benim kulum İbrahime bakınız benim rızam için
oğlunun boğazına bıçagı nasıl sürüyor. Halbuki siz Adem (A.s.)mı
yaratacagım zaman yer yüzünde kan dökecek yeryüzünü ifsad edecek
birisinimi yaratacaksiniz demiştinizde bende size benim bildiklerimi
siz bilmezsiniz demistim’ buyurdu.
(Mev’izei Hasene Kurban bahsi S 186)
---KESMEYEN BIÇAK---
İbrahim (A.s.) bıcağı İsmail (A.s.)mın boğazına sürünce bıçak kesmedide İsmail (A.s)
-‘Ey babacığım benim korktuğum başıma geldi. Evlad sevgisinden dolayı
elinin kuvveti kesildi ve beni kesmeye gücün yetmedi’ dedi. İbarahim
(A.s.) gadablandı ve bıçağı yandaki taşa vurduda taş ikiye ayrıldı.
Dediki ‘Ey bıcak taşı kesiyorsunda eti neden kesmiyorsun.’ Bıçak Hz. ın
kudreti ile konuşmaya basladı ‘Ya İbrahim sen kes diyorsun amma Hz.
kesme diyor hanginize itaat edecegim. Yoksa kesibde rabbima
itaatsizlikmi yapayım’ dedi.
Baba oğul huşu içinde kalmışlardır.Yera bakıyorlar...Hz İbrahimin kulağında bir ses:
-"Allahü Ekber Allahü Ekber"
Hz İbrahim titreyerek sesin geldiği sağ tarafa baktı, Hz Cibril bir koç ile geliyor.
Hz İbrahim:
-"La İlahe illallahü vallahü ekber" diyerek Hz Cibrile mukabale etti.
Hz Cibril koçu baba-oğulun yanına kadar getirdi.Nurlu çocuk ağlaarak:
-"Allahü ekber ve lilllahil hamd diyerek ,Allaha hamd etti.
Cebrail a.s koçu hz ibrahime vererek:
-"Bu koç size Rabbinizin hediyesi,Hz İsmailin yerine bu koçu kurbaN etmenizi Cenab-ı Hak emretti."
Baba oğul beraberce secde edeRek Hz Allah'a hamd ettiler.
Cebrail a.s, Hz İbrahim'e :
- Haydi koçu oğlunun yerine kurban et,Rabbin böyle emrediyor , dedi.
Tam bu esnada Hıtab- ı İzzet vaki oluyor:
-" Ya ibrahim,benim uğruma kurban edilmeğe razı olan oğlun ismaile söyle, şu anda benden ne dilerse dilesin!"
Nurlu çocuk,ellerini kaldırarak:
-" Ya Rabbim, senin varlığına ve birliğine iman eden her mümin, günahı ne olursa olsun , bu imanla sana gelirse sen onu affet!"
İlahi cevap:
-"Kabul ettim!"
Hz ALLAH halifesinin samimiyetini ve teslimiyetini meleklere göstermek
için kulu İbrahimin oğlu İsmaili kurban etme hadisesini zuhur
ettirmiştir. Sonunda onlarda bu imtihanı başarı ile verdikleri anda
Adem (A.s.)min oğlu Habilin kesdiği koç kurbanını göndererek koç kurban
edilmiştir.
Ya Rab! Sana Hz İsmail'in tevekkülü ile boyun büküyoruz, bizi ve soyumuzu hakiki kul olarak yaşat!...
Ya Rab! Sana Hz İbrahimin şefkatiyle geliyoruz, gelmemize engel olan şeyleri göster ki onları Kurban edelim!...
Ya Rab! Sana Hz Muhammed(s.a.v)'in kulluğu ve aşkıyla geliyoruz, ubudiyyetimizi miracın sırrıyla taçlandırmanı niyaz ediyoruz...
En Güzel İletişim Aracıdua Çok mu sıkıldınız? Hayat sizi boğuyor mu? Kolunuz ve kanadınızın kırıldığını mı hissediyorsunuz?
Evinizde veya mahalle camisinde sessiz bir yere geçin ve oturun ellerinizi açın ama sessiz bir ortam olsun ve sizlere şahdamarımızdan daha yakın olan yüceler yücesi yaratıcıyla iletişime geçin, onunla sohbet edin,0ndan isteyin, sadece ondan Öncelikle aczinizi belirtin, verdiği her şey için ona teşekkür edin. Bir canlının sahibinden bir şeyler talep etmesinden daha doğal ne olabilir Sizi sizden daha iyi bilen içinizden geçenleri içinizden geçmeden önce bilen biricik yaratıcıya yalvarın derdinizi anlatın Onunla hasbıhal edin onunla hemhal olun Ve sizde yaratacağı mutluluğu hissedin bunu yapın...
Dua kulun acizliğidir, kimsesizliğidir, inanmanın en belirgin göstergesidir.
Sahipsiz olmadığımızın simgesidir En kuvvetli antidepresan, ruhun ilacıdır dua... En güzel iletişim aracıdır, Kapsama alanı diye bir sorun yoktur Utanmadan sıkılmadan her an ve her yerde iletişim kurabilmektir dua
Ayakta kalabilmenin yegâne sebebi, daha çok felakete uğramamanın önündeki çelik perdedir. İsteklerimizin, sıkıntılarımızın, hastalıklarımızın yüce makama nurdan ellerle nurdan kâğıtlara dilekçe halinde yazılıp gönderilmesidir Kendimizden dahi sakladığımız sırlarımızın dudaklarımızdan gök kapılarına iletilmesidir Dua huzurdur, dua şifadır, dua belki de yalansız dolansız tek konuşmamızdır Dua hem yaratıcıyla hem de kendimizle yüzleşmemizdir
Dua yaratıcı karşısında eşitliktir. Her mevkii ve makamdan kişilerin aynı seviyede olduğu andır. Eller candan ve gönülden açıldığı müddetçe Dua kuvvettir güçtür Cehennem sıcağına bir serinlik, çöl ortasında bir vaha, Karanlık gecelere sabah, bitmeyen sıkıntılara sondur dua Aciz olanla güçlü olan arasındaki bir köprü, içinizde her daim saklı bulunan güçlü bir enerjidir dua Kurak topraklara suyun akışı, çoraklaşmış topraklarda kır çiçeklerinin bitmesidir dua
Uçurum kenarında düşmek üzereyken size uzatılan el, Umutlarımızı gök kapısına taşıyan kanatlı meleklerdir dua Dua ruhun kanatlanması, kişinin kendi miracı, Bilinmeyen âlemlere açılan penceredir dua
Açamadığımız yüreğimiz için bizleri affet Kimselere söyleyemediklerimi bir Sana söylerim ALLAHım! Kimselerden isteyemediklerimi bir Senden isterim Çaresizim ALLAHım, öyle caresizim ki, tek çarem Sensin Sana o kadar çok seslenmek isterim ki, ama gönlümün sesi kısılıyor ALLAHım! Dimağımızda tat bırakmıyor ettiğimiz sözler Çünkü sana ait sözleri unuttuk Ne çok unutuyorum ve ne çabuk unuttum ALLAHım! Affet unutuşumuzu ve affet seni duyup seslenemeyişlerimizi Kaldıramadığımız ellerimiz için affet bizi Açamadığımız yüreğimiz için bizleri affet Gönlümüzde goncalar açmayan Güllerimiz var Gülden sitem eden sevgilerimiz var Gülşenlere çeviremediğimiz gülüşlerimiz var Gülü zara dönmeyen sinelerimiz var Boynu bükük kalışlarımız var bizim sensiz kalışlarımız susayışlarımız Aferinler fısılda yüreklerimize ne olur! İçimizde sakladığımız ve bir türlü kimseye haykıramadıklarımız var Sensiz kalışlarımız var... SENSİZ KALIŞLARIMIZ....