Salatı_Tüncina(münciye)(arabca-türkce)



Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin selaten tüncina.Biha min cemiil ahvali vel afat.Ve takdilena biha cemi-el hacaat.Ve tutahhiruna biha min cemiis'seyyiat.Ve terfeuna biha a'led'derecat ve tubelliguna biha akselgayat.Min cemiil hayrati fil hayati veba'del memat.Hasbünallahü veni'mel vekil Ni'mel mevla ve ni'men'nasir.

(Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e (sav) ve onun ehli beytine salat et. Bu salavat o derece değerli olsun ki: Onun hürmetine bizi bütün korku ve belalardan kurtarsın. Bizim ihtiyaçlarımızı o salavat hürmetine yerine getirsin, bizi bütün günahlardan bu salavat hürmetine temizlersin, o salavat hürmetine bizi derecelerin en üstüne yüceltirsin, o salavat hürmetine hayatta ve öldükten sonra düşünülebilecek bütün hayırlar konusunda gayelerin en sonuna kadar ulaştırsın. Ey merhametlilerin merhametlisi bize bunları merhametinle nasib et. Alla Tealâ bize kâfidir ve ne iyi bir dost, ne iyi bir vekildir. Ey Rabbimiz, senin mağfiretini dileriz, dönüş yalnız sanadır.)

 


Bu konuda İbni Fakihani (Fecri Münir) isimli kitabında özetleyeceğim şu olayı nakleder:

Maneviyat büyüklerinden Ebu Musa, fırtınalı bir havada gemide imiş. Müthiş bir fırtına gemiyi batırmaya ramak kaldığı sırada Peygamber Efendimize iltica etmiş:

Ya Resulallah, gemimiz batacak, içindeki bunca masumlar suya gark olup ölecekler. Lütfen bize bir kurtuluş çaresi göster!..

O sırada kulağına şöyle bir hitap vaki olmuş: Ey Ebu Musa! Tüncina duasını okuyun! Yani, kurtaran duayı okuyun, kurtaran duayı...

Demiş ki: Ya Resulallah, bu Tüncina duası hangisidir, biz bilmiyoruz?

Efendimiz (sav) bugün namazlardan sonra okumakta olduğunuz (salaten Tüncina)'yı okumuş, bunu okuyun, diye tenbih buyurmuş.

Gemide ki yolcular hep birlikte bunu Ebu Musa'dan öğrenip okumuşlar, fırtına dinmiş, sağ salim karaya ayak basmışlar.

Bu duanın bu gibi özelliklerinden doalayıdır ki bizim de hudutlarımızda düşman tehlikesi belirince eli silah tutan askerlerimiz hudut boylarına gidip maddi silahıyla karşı koyarken, içerde seccadesi başındaki müminler de hep bu kurtaran duayı okumuşlardır.

Maddi silah yanında manevi silahla da düşmanı sınırlarımızdan kovmuşlardır.

Bu konuyu Ehli Sünnet mecmuasında yazan merhum Zapsu, bir teklifte bulunmuş ve demiştir ki:

Harpte sınırlarımızda beliren düşman tehlikesini önlemek için camilerimizde diyanet tarafından okunması istenen (Salaten Tüncana)'yı artık bırakmalıyız. Zira tehlike geçmiştir. Yarın Allah korusun bir tehlike daha söz konusu olursa o zaman neyi okuyacağız.

Faslı Davut efendinin yazdığı (Delailül Hayrat)'ta da geçen bu salavatı şerife için Bediüzzaman Hz. (bir çok aktabların okumakta titizlik gösterdiği salavat) diye bahseder.


Yorum Yaz